85 "sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)
"sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler
,
videolar21 Ocak 2009
20:35 |
Diss |
0 fav |
0 yorum
| Etiketler:
sağlık Halk arasında göz tansiyonu adıyla da bilinen glokom, göz içi basıncının yüksek seyretmesi ve göz sinirlerinin zayıflaması sonucu, tedavi edilmezse körlüğe (görme kaybına) neden olabilen bir göz hastalığı.
Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı ve Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, “Görme siniri hasarı ve glokomun yol açabileceği körlükten, erken tanı ve tedavi ile korunmak mümkün" dedi.
Prof. Dr. Tamçelik 6 Mart Dünya Glokom Günü nedeniyle yaptığı açıklamada özetle şunları söyledi:
“Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı çok önemlidir. Glokom yıllar içinde yavaş yavaş ilerleyen sinsi bir hastalıktır.
Bu yüzden çoğu kişi ancak iş işten geçtikten sonra farkına varabiliyor. Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de saptanmayan ve risk altında bulunan çok sayıda glokom hastası olduğunu düşünüyoruz. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, Türk toplumu tarafından hastalık yeterince bilinmiyor.
Hastalar bir şeyler hissetmeye başladıklarında, tedavi için çok geç kalınmış oluyor. Göz tansiyonunun kötü sonuçları ancak erken tanı, doğru ve düzenli tedavi ile engellenebilir. 40 yaşından sonra herkesin yılda bir kez gözlerini glokom açısından muayene ettirmesi ve 40–45 yaş üzerinde risk altında olan kişilerin düzenli ve daha sık aralıklarla doktor kontrolüne gitmesi gerekmektedir. Glokom hastalarının ise hastalıklarını ciddiye almaları ve tedavilerini kararlılıkla sürdürmeleri şarttır.”
Prof. Dr. Tamçelik, göz tansiyonu normalden yüksek olanların, ailelerinde ve yakın akrabalarında glokom bulunanların, yüksek miyop veya hipermetrop kusuru olanların, göz yaralanması geçirenlerin, kortizonlu ilaç kullananların, şeker ve migren hastalarının da glokom bakımından risk altında olduğuna dikkat çekti.
Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, bu kişilerin, uzman bir doktor tarafından glokom tedavisinin yapılmasının ve düzenli takip edilmesinin gerektiğini vurguladı.
21 Ocak 2009
20:35 |
Diss |
0 fav |
0 yorum
| Etiketler:
sağlık Meyvelerin içinde doğal olarak bulunan ve meyve şekeri olarak bilinen fruktoz, son 30 yılda gıda sanayiinin en çok kullandığı tatlandırıcı haline geldi.
Doğal yiyeceklerle alımı yararlı olan bu şeker türünün gıda sanayiindeki kullanımı arttıkça, doğal olmayan yollardan fazla tüketiminin zararları tıp dünyasının dikkatini çekmiştir.
Mısırdan elde edilen fruktozdan zengin mısır şurubu (high fructose corn syrup), başta alkolsüz içecekler (meyve suları, asitli içecekler, sodalar vb.) olmak üzere bütün hazır gıdalarda (kek, bisküvi, çikolata, şekerleme, tüm jöle ve benzeri ürünler, hazır ekmekler vb.) yaygın olarak kullanılmaktadır. Ucuz olmasının yanında, karaciğerde diğer şekerlerden farklı işlenmesi gıda üreticilerine ek bazı yararlar getirmektedir. Tüm bu yararlar tüketiciye ise zarar olarak yansımaktadır.
Fruktoz, diğer şekerler gibi doyma hissi oluşturmaz ve fruktozdan zengin tatlı yiyecekler daha çok tüketilebilir. Yemeklerden sonra ortaya çıkan ve doyma hissi sağlayan en önemli iki unsur, kan glukoz ve kan insulin düzeylerinin yükselmesidir. Vücut hücrelerinin temel enerji kaynağı olan kan şekeri (glikoz) düzeylerinin yemeklerden sonra yükselmesi, ardından kan insülin düzeylerinin yükselmesine neden olur ve kan şekeri hücrelerin içine girer.
Bu mekanizma insanda doyma hissine neden olur ve daha fazla yemek yenmesini engeller. Fruktoz, doyma hissine katkı sağlamamasına rağmen kan şekeri glukoz ile aynı enerji (kalori) yüküne sahiptir. Bu nedenle gıdalarla tüketilen glukoz miktarı azaldıkça ve bununla birlikte fruktoz miktarı arttıkça, bireyde daha geç doyma hissi oluşur ve daha çok yer. Fast-food olarak ifade edilen tüketim kültürünün en önemli unsurlarından bir tanesi budur. Bu nedenle farketmeden tükettiğimiz yüksek fruktoz, şişmanlık ve şişmanlıkla ilgili hastalıkların ortaya çıkmasında yeni bir sağlık tehdidi olarak kabul edilmektedir.
Tüketicilerin, masum gibi gözüken bu yeni ancak gizli tehdidin farkında olmaları ve özellikle çocukları bu tür ürünlerden uzak tutmaları, şeker, kalp ve damar, şişmanlık ve yüksek tansiyon gibi uzun süreli ve tedavisi zor hastalıkların önlenmesinde alabilecekleri önemli bir tedbir olarak görülmektedir.
Bazı ülkeler, bu tür ürünlerin okul kantinlerinde satılmasına önemli kısıtlamalar getirmiştir. Ülkemizde bu tür bir yasal düzenleme henüz olmamakla beraber, Sağlık Bakanlığı konu üzerinde halen çalışmalarını sürdürmektedir.
Güçlü bir antioksidan ve hücre yenileyici olan çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin, kanser, cilt, anemi ve epilepsi hastalıklarına da iyi geldiği bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bölümü ve Mersin Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nde yapılan analizler sonucu çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin demir, magnezyum, çinko, potasyum, kalsiyum, stronsiyum gibi elementler bakımından çok zengin olduğu ortaya çıktı.
Bunun üzerine işletmesinde 4 ton üzümü işleyip pastörize ettikten sonra, üzüm suyu olarak stoklayan ve satış için marketlere veren New King firmasının sahibi Hasan Tepgeç şimdi de çekirdekli kırmızı üzüm ekstresini üretmeye başladı. Tepgeç, demir, magnezyum, potasyum, kalsiyum ve stronsiyum gibi elementler bakımından oldukça zengin olan çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin başta kanser olmak üzere cilt, anemi ve epilepsi hastalıklarına iyi geldiğini söyledi.
Adana'da ürettikleri çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin çok güçlü bir antioksidan ve hücre yenileyici olduğunu, bölgede bir çok hastayı ayağa kaldırdığını ifade eden Tepgeç, "Ancak sağlık saçan bu ürünü yeterli finans bulamadığımız için fazla üretemiyoruz. Bizi destekleyen birileri olursa, bu mucizevi üründen herkesin faydalanmasını sağlayabileceğiz " dedi.
Bu arada, Adana'da 3 yıl önce lenfoma hastalığına yakalanan 18 yaşındaki Zeliha Öztekin'in ailesi, fuarda tanıştıkları Hasan Tepgeç'ten çekirdekli kırmızı üzüm ekstresini aldıklarını ve kemoterapi gören kızının kısa sürede ayağa kalktığını ifade etti. Baba Gani Öztekin, "Zeliha, kemoterapi görürken halsizleşiyordu, hemen eve gidiyordu. Ama çekirdekli kırmızı üzüm ekstresini kullandıktan sonra kemoterapi görüp, annesiyle alışverişe çıkıyordu. Psikologu bile Zeliha'daki farklılıkları anlıyordu. Ekstreyi kullanınca kan değerleri de yükseldi ve kızımız hastalığı atlattı. Çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin kızımı iyileştirmede büyük rolü olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
21 Ocak 2009
20:35 |
Diss |
0 fav |
0 yorum
| Etiketler:
sağlık Pancar, lahana, pazı, tarçın, nar suyu, kuru erik, kabak çekirdeği, zerdeçal....New York Times, internet sitesinde Yemekten kaçındığımız ancak sağlığa en faydalı 11 gıdayı açıkladı.
İŞTE O BESİNLER...
Pancar: Folik asit bakımından zengindir. Kırmızı rengini veren pigmentler kansere karşı savaşır.
Lahana: Kanserle savaşan enzimleri harekete geçiren "sulforaphane" isimli kimyasalı içerir.
Pazı: Yapraklarında, gözleri yaşlanmanın etkilerinden koruyan karotenoid maddesi bulunur.
Tarçın: Kan şekeri ve kolesterolü kontrol etmeye yardımcı olur
Nar suyu: Antioksidan bakımından zengindir. Tansiyonu düşürür
Kuru erik: İçeriğinde yüksek miktarda Antioksidan içerir.
Kabak Çekirdeği: Yüksek mineral oranı erken ölüm riskini azaltır.
Sardalya: Demir, magnezyum, bakır, çinko, fosfor, potasyum, manganez içerir
Zerdeçal: Vücutta iltihaplanmayı önler ve kansere karşı koruma sağlar
Yaban Mersini: Hafızayı kuvvetlendirir.
Kabak: Kalori değeri düşük, lifler bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini bakımından zengindir. Uzun süre tok tutar.
Prof. Mehmet Öz 'ün kendi formülü olan gençlik iksiri "yeşil içecek" tüm dünyada moda haline geldi.
Evinizde bu karışımı hazırlayabilmeniz için Prof. Mehmet Öz , gençlik iksirinin formülünü açıkladı.
Bu gençlik iksirinin günde 3-4 bardak içilmesi tavsiye ediliyor, kilo aldırmayan doping etkisi yapan ve uzun bir yaşam sürmenizi sağlayan gençlik iksiri yeşil içecek formülü anti-aging ilacı olarak da kabul edilmekte.
Sekiz ayrı sebze ile hazırlanan karışım, bağışıklık sisteminizi kuvvetlendiriyor, gençlik iksirinin içinde bulunan antioksidanlar uzun ve genç bir hayat sürmenize yardımcı oluyor.
Gençlik iksiri yeşil içecek genç- yaşlı herkes tarafından tüketilebilir. Bu karışım diyet yapanlara da yardımcı oluyor, beslenme ihtiyaçlarını karşılıyor. Prof. Dr. Mehmet Öz "Benim amacım ev kadınlarını beslenme eğitmek. Çünkü, onlar eşlerine ve çocuklarına bakıyor. Kadınları eğitimi ile toplumun çoğunluğuna sağlık bilinci kazandırmamız mümkün" diyor.
Gençlik iksiri yeşil içeceği nasıl hazırlayacaksınız?
Aşağıdaki sebzeleri rondodan geçirerek sularını çıkardıktan sonra günde 3-4 bardak içebilirsiniz.
* 2 kâse taze ıspanak (İyice yıkanmış ve çiğ olarak).
* 1 tutam maydanoz.
* 2 adet salatalık.
* 3 taze kereviz sapı.
* yarım çorba kaşığı kaşığı taze kabuğu soyulmuş zencefil kökü.
* İki adet elma.
* 1 tutam tarçın.
* Yarım limonun suyu
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Kanal D 'de yayınlanmakta olan Sabahların Sultanı Seda Sayan Programında Topuk dikeni 'ne karşı çekirdekli siyah kuru üzüm-kırmızı pul biber kürünü önerdi.
Topuk dikeni kürü :
Topuk dikeni kürü her biri 3 gün uygulanacak 3 aşamadan oluşmaktadır
1- Üç gün süre ile;Üç yemek kaşığı Orta acı (çok acı olmayacak) Kırmızı pul biberi havanda ezdikten sonra akşam yatmadan önce bir tülbent veya gazlı bezle topuğunuza sarın. Sabah sökün.
2- Üç gün süre ile; 3 yemek kaşığı çekirdekli siyah kuru üzüm çekirdekleri ile beraber dövdükten sonra akşam yatmadan önce bir tülbent veya gazlı bezle topuğunuza sarın. Sabah sökün.
3- Üç gün süre ile; Orta acı (çok acı olmayacak) Kırmızı pul biber ve çekirdekli siyah kuru üzüm çekirdekleri ile birlikte dövdükten sonra akşam yatmadan önce 3 yemek kaşığı kadarı bir tülbent veya gazlı bezle topuğunuza sarın. Sabah sökün..
Not: Bu kürün yararlı olması için kırmızı pulbiberin ebter (kısır) tohumdan üretilmemiş olması gerekiyor.
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Bu kürün % 60 oranında yarar sağladığını açıkladı.
21 Ocak 2009
13:13 |
Diss |
0 fav |
0 yorum
| Etiketler:
mehmet öz
,
sağlık
Kalp, diyabet ve yüksek tansiyon ile kanserden korunmanın yolu belinizi ince tutmaktan geçiyor
İSTANBUL - “Bel çevrenizin genişliği, boy ölçünüzün yarısını geçmesin” diyen Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, sağlıklı olmak isteyen herkese beline adım ölçer takarak 10 bin adım atmasını öneriyor
Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenen “Bilinçli Beslenme, Sağlık ve Siz” konulu konferansta konuşan New York Presbyterian Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, çağımızın sorunlarından birinin aşırı kilo olduğunu belirterek, şişmanlıktan ölümlerin, prostat ve meme kanserinden ölümlerin oranıyla aynı olduğunu kaydetti.
ABD’den sonra Türkiye’de de satışa sunulan “Siz Diyettesiniz” kitabının yazarlarından Prof. Dr. Mehmet Öz, bel bölgesindeki fazla yağların yaşamı tehdit eden birçok hastalığa zemin oluşturduğuna dikkat çekti:
“Bel çevresi büyük olan insanlarda omentum yağ perdesi büyümeye başlar, böbreklere baskı yapar, tansiyonu yükseltir, karaciğeri zehirler, yüksek kolesterol yaratır, insülini bloke ederek şeker hastalığını ortaya çıkarır. Safra taşları yapar, bu taşlar da safra yolunu kapatır, safra inemez, bağırsaklarda tehlikeli durumlar yaratır.”
 |
|
Radikal diyetler yerine günde 100 kalori az yiyin
Aşırı kiloların kalp damar hastalıklarının başlıca nedenini oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Mehmet Öz, bu kilolardan kurtulmak için yapılan geleneksel katı diyetlerin yürütülemediğini kaydetti. Öz, şunları söyledi:
“İrade hiçbir zaman biyolojiyi yenemez. Onun için ne kadar uğraşırsanız uğraşın biyoloji sizi bir yerden sonra yener. O nedenle biyoloji ile karşı karşıya gelmemek lazım. Biyoloji ile beraber perhiz yapmaya başlamak gerekir. Bu, suyun altında nefes tutmaya benzer. Suyun altında nefes tuttuğunuz zaman bir yerden sonra nefes almak için yüzeye çıkmak zorunda kalırsınız. Eğer sıkı bir perhiz yaparsak bir yerden sonra başarılı olamayız. Bir yerden sonra kızıp her şeyi yemeye başlarız. Onun için biyolojiyi anlamak gerekiyor.”
Vücutta iştahı artıran hormonun düşmesinin yemeğe başladıktan sonra 30 dakikayı bulduğunu vurgulayan Öz, “Onun için gerektiğinden fazla yemek yeriz. Ama yemeğe oturmadan 30 dakika önce bir avuç kuruyemiş, biraz sebze veya meyve yersek iştah azalır. 30 dakika sonra yemeğe oturduğunuz zaman kendinizi tok hissedersiniz, daha az yersiniz” dedi.
 |
| Öz, "Belinizi ölçtüğünüm zaman diyelik ki 1.5 santimetre fazla buldunuz, bu sizin yağ fazlalığınızı gösterir. Bu kavanoz, dün liposuction ameliyatından çıkarılan yağ" dedi. |
Yapılan araştırmalarda, aşırı kilo sorununun, ölüm riski yaratması konusunda en önemli göstergesinin genel kilo değil, bel çevresi ölçüsü olduğunu da dile getiren Öz, şöyle devam etti:
“Kilo verirken odağınızı genel kilo sayısından bel çevresi ölçünüze kaydırmalısınız. Organlarınıza yakınlığı nedeniyle göbeğiniz taşıyabileceğiniz en tehlikeli yağdır. Diyet sayesinde bel ölçünüzü indirmenin yanı sıra bunu korumanız için egzersize de önem vermeniz gerekiyor. Sırrım şu; günde 100 kalorilik daha az yemek ya da 100 kalori daha fazla harcamak. Böylece bel çevrenizi bir ayda 10 santimetre indirebilirsiniz. Beldeki 1,5 santimetre fazlalık yarım kilo yağ anlamına geliyor. Türkiye’de aşırı yağlı ve şişman yaklaşık 30 milyon kişi var. Bunlar kilo vermeye karar verir ve her birinin beli 10’ar santimetre düşerse, 30 milyonla 10 santimetreyi çarparsak 3 bin kilometrelik uzunluğa ulaşılacak. Bu da İstanbul’dan Londra’ya kadar olan uzaklığa eşit.”
Mehmet Öz, sağlık için zeytinyağının tercih edilmesi gerektiğini ve ceviz, badem, fındık, semizotu gibi omega 3 ve 6 içeren gıdalar tüketilmesi gerektiğini söyledi.
Öz’ün sağlıklı yaşamak isteyenlere önerileri ise şöyle:
Etiketinde beyaz un, şeker, fruktoz şrubu, hayvansal yağ ile trans yağ yazan hiçbir yiyeceği tüketmeyin ve günde 10 bin adım atmayı alışkanlık haline getirin.
“EN GÜZEL İÇECEK AYRAN”
Öz, bir soru üzerine, aşırı sıcak günlerde susuzluk hissi başlamadan önce su içilmeye başlanması gerektiğini belirtti.
Aşırı sıcaklarda vücudun su ve tuz kaybettiğine dikkati çeken Öz, “Bence yazın en iyi içecek ayran. İçinde hem su, hem de tuz var. Ayran hem su, hem tuz kaybını karşılar” dedi.
Yazın, bol ve açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Öz, “Güneşin etkisinden korunmak için gölgenizin kendinizden kısa olduğu saatlerde dışarı çıkmayın” dedi.
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bitkisel kür ile meme (göğüs) büyütmenin mümkün olduğunu söyledi.Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bitkisel kür ile meme büyütmek için bayanlarda 31 yaş sınırının olduğunu açıkladı.
Meme büyütmek isteyen bayanlara uygulayacakları bir beslenme programı ile birlikte günde 1 kez içilecek bitki çayı formülünü verdiklerini açıklayan Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bu kür uygulandığında 9 ayda göğüslerin 1 beden büyüdüğünü söyledi.
Göğüs büyütme kürününün içeriği açıklanmıyor.Satın almanız gerkiyor.
Göğüs büyütme kürünü temin etmek için İbrahim Saraçoğlunun resmi web sitesini www.saracoglu.at ziyaret edip sipariş başlığı altından sipariş verebilirsiniz. Kürün fiyatı 250 YTL olarak belirlenmiş.
Uyarı : Sitemizdeki bilgiler sadece paylaşım amaçlı ile yazılmıştır.Sayın Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'na sorularınızı kendisine ait www.saracoglu.at sitesini ziyaret ederek iletişim bölümünden sorunuz.
Kereviz, sapları maydonoza, kök kısmı ise patatese benzeyen bir sebze. Çok çabuk karardığından dolayı, limonla ovularak kullanılabiliyor. Yemeği, salatası, suyu, yani kısaca her şeyi çok faydalı. Kerevizin faydalarını anlatmaya geçelim hemen.Ayrıca yazımızın sonunda, zayıflamak için zayıflama kürümüz var.
* Kerevizde A,B vitaminleri, demir ve kireç vardır.
* Kereviz unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderir, idrar söker, böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardım eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler.
* Şeker, yüksek tansiyon ve romatizma da da faydalıdır.
* Sakinleştirici özelliği var.
* Böbrek için çok yararlı, kanı temizliyor,
* Kilo almayı önlüyor
* cinsel gücü artırıyor.
* Karaciğer çalıştırır ve temizler
* Siyatik-yüksek tansiyon-romatizma-baş ağrıları-kan dolaşımı ve kut hastalığı için iyidir.-
* İdrar söktürür.-
* Yaprak kereviz mideye çok faydalıdır.
* İç salgı bezlerini özellikle böbrek üstü bezlerini çalıştırır.
ZAYIFLAMAK İSTEYENLERE KEREVİZ KÜRÜ
GEREKLİ MALZEMELER :
*1 adet orta boy kereviz
*1 Lt su
*2 adet orta boy soğan.
HAZIRLANIŞI : Kerevizi ve soğanı kaynayan suyun içinde haşlayın. Hergün 4 bardak olmak üzre için. Bu kürü günlük taze olarak hazırlayıp tüketin. Ayda 2 kilo vermenizi sağlayacaktır.
Kalp krizi için en riskli zaman hangi vakitler? Hem kalp hastaları hem de sağlıklı insanlar için yürüyüşe en uygun zaman dilimi hangi saatler arasında...
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Kardiyoloji Derneği Girişimsel Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ramazan Özdemir, koroner kalp hastalarının her gün yürüyüş yapmaları gerektiğini belirtti.
Sabah saatlerinde değil havanın serin olduğu akşam saatlerinde yürüyüşü önerdiklerini ifade eden Prof. Dr. Özdemir, "Hastalarımıza saat 19.00 gibi yemek yemelerini, bir iki saat dinlendikten sonra saat 21.00’de yürüyüş yapmalarını öneriyoruz. Böylelikle çok fazla tok karınla yürümemiş de oluyorlar. Sadece sıcakların yoğun olduğu yaz aylarında değil kış mevsiminde de sabah saatlerinde yürüyüş önermiyoruz. Sabah saatleri kan akışının en az olduğu, tansiyonun en yüksek olduğu dönemdir" dedi.
Tansiyonu olan hastaların sıcak havalarda tuzlu yemekten kaçınmaları, bol bol sıvı almaları gerektiğini ifade eden Özdemir, "İkinci önemli faktör de sigara. Sigara doğrudan sıcakla bağlantılı olmayabilir ama sıcak havalarda sigaranın azaltması gerekiyor" diye konuştu.
Şeker hastalarının meyve yerken dikkat etmeleri gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Özdemir, "Meyvelerden aldığımız şekerin şeker hastalarına zarar vermediği kabul edilir ancak yine de dozunu kaçırmamak gerekir" dedi.
Kolesterolün de risk faktörlerinden olduğuna işaret eden Özdemir, şöyle konuştu:
"Yaz aylarında sık sık piknik yapılıyor. Koroner kalp hastaları makul beslenmeli, kırmızı et yemeli ancak yağsız kısmından yemeli. Sıcakların bunaltıcı etkisiyle damarlar genişliyor."
haver7