6 "hastalık" etiketi kullanan gönderi
"hastalık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler
,
videolarSinuzit hemen hemen hepinizi çektiği bir hastalıktır. Genç yaşlı demeden bir çok insan bu hastalığa bir kez olsun yakalanırız. Sinuzit için doğla yöntemlerle çözüm arayanlara bir kaç önerim var.
1. tarif 10 gr. acı kavun suyu10 gr. biber yağı karıştırılır. İlk önce 1 yemek kaşığı zeytin yağı içilir. Buruna 3 damla zeytinyağı damlatılır. Bu işlemin hemen ardından 3 damla karışım yağ damlatılır, 1-2 saniye sırt üstü yatılır. Bu işlemde eğer küçük dile yağ kaçmışsa ekmek çiğnenip yutulur. 20 dakika sonra buruna enfiye çekilir. Bu işlem 2 akşam yapılır.2. tarif 1 bardak suya1 yemek kaşığı tuz karıştırılıp eritilir. Buruna düzenli 5-6 damla damlatılır.3. tarif Şeker pancarı özsuyu sıkılıp alınır, buruna 3-4 damla damlatılır.4. tarif Biberiye, papatya, mentollü nane, lavanta, oğul otu, okaliptus, karıştırılıp kaynatılarak suyu çay yerine aç ve tok karnına 1-2 su bardağı içilir.
New York Üniversitesi egzersiz yapmanın hayati olduğunu hatırlattı ve kanserden koruyan 4 besini sıraladı:
D vitamini: D vitamini alan kişilerde kanser riski yüze 60 ile 77 arasında azalıyor. Güneş ışığından alınan D vitamini bağışıklık sistemini koruyor ve kanser hücrelerinin yok edilmesinde etkili oluyor. Sardalya ve somon gibi balıklarda da bulunuyor.
Üzüm: Üzüm ve yaban mersinine mavimsi rengini veren “pterostilbene” adlı madde özellikle bağırsak kanseriyle savaşıyor.
Ceviz: Yüksek miktarda selenyum içeriyor. Her gün bir avuç yiyenlerde akciğer kanseri riski yüzde 46 oranında azalıyor.
Egzersiz: Haftada bir kez 1 saat egzersiz yapanların prostat kanseri riski yüzde 38 azalıyor.
Çay: Günde üç fincan çay içenlerde boğaz kanserine yakalanma riski, içmeyenlere göre yarı yarıya düşüyor. Yeşil çayda daha yüksek oranda bulunan antioksidanlar kansere karşı etkili
ABD`de yapılan bir araştırma sonucu, bildik kokuları tanımakta güçlük çekmenin Alzheimer hastalığı belirtisi olabileceği ortaya çıktı.
Doktorlar, 54 ila 90 yaşlarındaki 589 kişi üzerinde yaptıkları araştırmada, deneklerden limon, çikolata, karabiber, muz, benzin ve sabun gibi çok bilindik 12 kokuyu tanımalarını istediler. Deneklerin hiçbirinin, araştırmanın başlatıldığı 1997 yılında beyine bağlı bir sıkıntısı bulunmuyordu.
Hekimler daha sonra 2002`ye kadar her yıl düzenli olarak deneklerin beyinsel kapasitelerini test ettiler, denekleri klinik ve nörolojik açıdan muayene ettiler.
Araştırmanın yapıldığı 5 yıl boyunca testler, en az dört hata yapan deneklerin, birden fazla hata yapmayanlardan yüzde 50 fazla beyin faaliyetine bağlı bir rahatsızlığa yakalanma olasılığı bulunduğunu gösterdi.
Bu ayki "Archives of General Psychiatry" dergisinde de yayımlanan araştırmanın başındaki Chicago Rush Tıp Fakültesi`nden Dr. Robert Wilson, buna karşın yaşa bağlı nörobiyolojik ve koku alma sorununun kökeninin hala bilinmediğini belirtti.
Sağlık Bakanlığı`ndan grip aşısı açıklaması. Kimler grip aşısı yaptırmalı, kimler yaptırmamalı? Grip aşısı ne zamana kadar yaptırılmalı?
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, sağlık koşulları uygun olan kişilerin en geç kasım ayına kadar grip aşısı yaptırmalarını önererek, ``6 aydan küçük bebekler, yumurta yediğinde alerjik şoka giren tarzda alerjisi olanlar ve gebeliğin ilk 3 ayı içindekiler grip aşısı yaptırmamalıdır`` uyarısında bulundu.
AA muhabirine açıklama yapan Çom, sağlık koşulları uygun olan kişilerin en geç kasım ayına kadar grip aşısını yaptırmaları gerektiğini, kronik hastalıkları olanlara ise grip aşısını önermediklerini söyledi.
Gribin, Influenza adı verilen bir virüs tarafından oluşturulan, birden bire 39 derece üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlayan bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Çom, ``Kişiyi mutlaka 3-7 gün yatağa mahkum etmektedir`` dedi.
Çom, gribin özellikle çocuklarda, yaşlılarda, kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyrettiğine, ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açabildiğine dikkati çekti.
Gribin halk arasında genellikle soğuk algınlığı ile karıştırıldığını ifade eden Çom, ``Soğuk algınlığı ateş yükselmeden, hafif kırgınlık, burun akıntısı, hapşırma gibi belirtiler ile kendini gösteren, halsizliğe yol açmadığı için yatak istirahati gerektirmeyen bir hastalıktır ve grip ile kesinlikle karıştırılmamalıdır`` diye konuştu.
-ASTIMI OLAN VE HIV ENFEKSİYONU TAŞIYANLAR AŞILANMALI-
Çom, gripten korunmada en etkili yolun aşılama olduğunu belirten Çom, şunları kaydetti:
``Grip aşısı grip salgını olmadan önce yapılması gereken bir aşıdır. Altı aydan küçük çocuklara yapılması önerilmeyen grip aşısı, grip hastalığının şiddetli veya ölümcül seyretme olanağı olanlar ve bu kişilerle sık sık teması olanlara önerilmektedir.
Aşılanması önerilen gruplar ise 65 yaşından büyükler, astım ve diğer kronik solunum sistemi hastalığı olanlar, kronik metabolik hastalığı olanlar, hemoglobinopatisi olanlar, uzun süreli aspirin tedavisi alan bebek ve çocuklar, immünosupresif tedavi alanlar, HIV enfeksiyonu olanlardır.
Yüksek riskli kişilere grip hastalığını taşıyacak ya da bulaştıracaklara da aşı yapılması önerilmektedir. Bunlar, sağlık personeli, kronik hastalık bakım üniteleri veya yaşlı bakım evlerinde çalışanlar ile evinde yüksek riskli kişi olanlar şeklinde sıralanabilir.``
``Grip aşısının herhangi bir faydasının olmadığı, sadece ticari amaçlarla ortaya çıkarıldığı`` yönündeki eleştirileri değerlendiren Çom, ``Bakanlık olarak bu konuya iki uç olarak yaklaşmıyoruz. Yapılsın ya da yapılmasın da demiyoruz. Yapılmasını öneriyoruz ancak kesinlikle yapılmalıdır da demiyoruz`` ifadesini kullandı.
Çom, bazı kişilerin grip aşısı yaptırmalarının sakıncasına dikkat çekerek, ``6 aydan küçük bebekler, yumurta yediğinde alerjik şoka giren tarzda alerjisi olanlar ve gebeliğin ilk 3 ayı içindekiler grip aşısı yaptırmamalıdırlar`` uyarısında bulundu.
-AŞI EN GEÇ KASIM AYINDA YAPILMIŞ OLMALI-
Aşının, grip mevsimi başlamadan önce uygulanması gerektiğine işaret eden Çom, ``Koruyucu antikor düzeyi, aşı uygulandıktan sonra yaklaşık 2 hafta içinde oluşmaktadır. eylül, ekim en geç kasım ayında aşı yapılmış olmalıdır`` dedi.
Aşının içeriğinde Dünya Sağlık Örgütünce ilan edilen 3 tip grip virüsüne karşı koruyuculuğun söz konusu olduğunu ve grip aşısının soğuk algınlığından korumadığı gerçeğinin ise unutulmaması gerektiğini vurgulayan Çom, ``Aşı tek doz olarak uygulanır. 8 yaş ve daha küçük çocuklar eğer ilk kez aşılanıyorlarsa, tam etkinin oluşması için en az bir ay ara ile iki doz aşı uygulanmalıdır. Yan etki olarak 1-2 gün süreyle aşı yerinde ağrı ve hassasiyet, ateş, halsizlik, baş ağrısı ve kas ağrıları görülebilir`` diye konuştu.
Çom, muhtemel grip salgınına karşı yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:
-Toplumun kişisel hijyen konusunda bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekir. Özellikle ağız ve burun akıntılarının bulaştığı ellerin temizlenmesi ve öksürüp aksırırken ağız ve burnun, damlacıklar çevreye sıçramayacak şekilde kapatılması, hastalığın bulaşmasını önleyecektir.
-Gripten korunmada en etkili yöntemlerden biri el yıkamadır.
-Doğru ve dengeli beslenme, vücut direncini arttırarak gripten korunmada yardımcı olur. Gün içerisinde mevsime uygun sebze ve meyve tüketilmelidir.``
Düzenli kullanılınca bu hastalığa yakalanma ihtimali düşük.
Kanada`da yapılan yeni bir araştırmada, aspirin ve ibuprofen gibi yaygın kullanılan ağrı kesicilerin, kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini beşte bir oranında azaltabileceğini öne sürüldü.
Ağrı kesiciler ve meme kanseri konusunda yeniden gözden geçirilen bilimsel çalışmaların ışığı altında bu ilaçların düzenli kullanımının bu hastalığın oluşma ihtimalini yüzde 21 oranında azalttığı belirtildi.
Bilim adamları bu çerçevede, 5 ülkedeki 2.7 milyondan fazla kadınla yapılan 38 araştırmayı gözden geçirdi. Sonuçlar, düzenli ağrı kesici kullanan kadınların bu hastalığa yakalanma ihtimalinin düşük olduğunu gösterdi.
İlaçlarla ilgili tek tek yapılan analizlerde ise aspirin kullanımının bu riski yüzde 13 oranında, ibuprofenin de yüzde 21`e kadar azaltabileceği görüldü.
Önceki çalışmalarda da ağrı kesicilerle meme kanseri arasındaki bağlantı araştırılmış, ancak sonuçlar çelişkili çıkmıştı.
Ancak bilim adamları, başka deneylerle yeni bulgular kanıtlanıncaya kadar bu ilaçların meme kanserinin önlenmesi için rutin kullanılmasını önermiyor. Doktorlar ayrıca, aspirinin çok sık kullanılmasının, aralarında mide kanamasının da bulunduğu ciddi yan etkilerinin olabileceği uyarısında bulunuyor.
20 Ocak 2009
08:17 |
Diss |
0 fav |
0 yorum
| Etiketler:
als
,
hastalık
,
sağlık Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalananların yaşam süresinin, bir protein sayesinde uzayabileceği bildirildi.
ABD'deki Wisconsin Üniversitesi'nden bilimadamlarının yaptığı araştırma, ''Nrf2'' adı verilen proteini artırarak, tedavisi olmayan ALS hastalığına yakalananların yaşam süresinin uzayabileceğini ve hastalığın başlangıcının ertelenebileceğini gösterdi.
Araştırmacılardan Jeffrey Johnson, ''Nrf2'' proteininin etkin hale geldiğinde, sinir sistemini etkileyen hastalıkların gelişimine bağlı hücreleri koruyan başka yüzlerce proteini kontrol ettiğini belirtti.
Johnson, aynı mekanizmayı değerlendiren bazı deneylerin beyinle ilgili Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi hastalıklarda önemli sonuçlar verdiğini ifade etti.
Araştırma, ''Journal of Neuroscience'' dergisinde yayımlandı.
İlk kez 1874 seneında tanımlanan ALS, merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronlar) kaybı nedeniyle gelişiyor. Bu hücrelerin kaybı kaslarda düşüklük ve erimeye yol açıyor. Yavaş yavaş ilerleyip hastayı solunum, yutma kuvvetlüğü ve kas kuvvetsüzlüğüyle yatağa düşürüyor. Zihinsel işlevler ve bellek ise bozulmuyor. Hastalığın ileri evrelerinde felç geçiriliyor.
Omurilikte kasları besleyen yan (lateral) taraftaki sinirlerin zarar görmesiyle kasların beslenememesi ve katılaşması olan ALS ABD'de, kırdığı rekorlar nedeniyle ''demir at'' olarak bilinen, ancak kariyeri bu hastalık nedeniyle sona eren Amerikalı beyzbol oyuncusu Lou Gehrig'in adıyla anılıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde ALS, motor sinir hastalığı (MHS) ya da Charcot hastalığı olarak da geçiyor.
Ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking'in de yakalandığı ALS hastalığının görülme sıklığı 100 binde 1-3.