| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Şifalı Bitkiler - Diyet - Cilt Bakımı

Yazılar

FESLEĞEN (Reyhan)

 

FESLEĞEN (Ocimum basilicum)

Yöresel adları :Fesliyen, peslan, reyhanotu, ırıhan, rahan

 

Drog adı :Basilici herba / tüm bitki (kök hariç)

 

Eterli yağ :Basilici aetheroleum

 

Toplama/kurutma :Çiçeklenme aşamasında yapraklar ve çiçekli bölümler toplanır, gölge ve havadar bir yerde kurumaya bırakılır. Daha sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.

Ama saksıda yetiştirilen bitkinin taze yaprakları her zaman kullanılabilir.

 

Bileşim: Linalool, ve Methylchavicol içerikli eterli uçucu yağ, Cineol, tanen ve flavonlar.

 

Etkileri: Yatıştırıcı, gaz söktürücü, mideyi rahatlatıcı, sindirimi uyarıcı

 

Kullanım alanları: Fesleğen öncelikle sindirim sistemini ve sinir sistemini olumlu etkiler; şişkinlik, mide krampı, kolikler ve sindirim problemleri kullanım alanıdır. Mide bulantısını yatıştırır ve bağırsak parazitlerini öldürebilir.

Yatıştırıcı etkisi sayesinde, sinirlilik, depresyon, gerginlik ve uykusuzluk durumlarında yardımcı olur. Epilepsi, migren ve boğmacaya karşı da denenmelidir. Geleneksel olarak, anne sütünü arttırmada kullanılır.

Bitki özsuyu, sinek ve böcek ısırıklarının tedavisinde doğrudan ısırılan bölgeye sürülerek kullanılır. Fesleğen ayrıca antibakteriyel özelliğe de sahiptir.

Fesleğenin lezzetli bir baharat olarak her mutfakta bulunması gereği de anımsanmalıdır.

 

Kullanım biçimi: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış fesleğen, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilebilir.

 

  Fesleğen, genellikle tıpta  ve aynı zamanda yemeklik maksadıyla da kullanılır. Özellikle Fransa’da tüylü olarak 3 fut (90,4cm “1 fut = 30,4cm”dir) yüksekliğinde yetişir. Dalı, yayvan ve dörtgen biçimindedir, çiçekleri beyaz, yapraklar halka biçiminde dizilmiş sarmal şekildedir, üst tarafı toparlak ve gergin dallıdır. Yaprakların altı gri-yeşil ve siyah noktalı yağ hücreleri vardır. 1inç uzunluğunda ve 1/3inç genişliğindedir. Dokunulduğunda serinlik ve yumuşaklık hissi verir.

  Farklı büyüklüklerde birkaç değişik şekilleri vardır. Yaprakları kokulu ve renklidir. Fesleğenin yaprakları çoğunlukla koyu yeşil renktedir. Kıvrık yapraklıdır ve çiçeklerinin kısa iğneleri vardır, kısa yapraklıdır ve kokusu rezeneye benzer.  

 

Kimyasal Maddeler

  Fesleğenler, farklı çeşitlerde olduğu gibi kokuları da farklıdır. Çünkü bu şifalı ot, diğerlerine oranla farklı bir sayıda temel yağlar içerir. Tatlı Reyhan’ın, eugenolden gelen güçlü bir karanfil kokusu vardır. Bu kimyasalın kokusu aynı karanfile benzer. Bu narenciyenin kokusu, limonlu reyhan ve misket limonuna benzer. Afrikan mavisi reyhanda keskin bir nane kokusu vardır. Çünkü içerisinde yüksek oranda camphene ve nane ruhu vardır. Meyan fesleğeni anethol içerir ve aynı meyanda bulunan anason kimyasalın verdiği meyanın kokusuna benzer. Ve bu sebeple kimi zaman fesleğene, anason fesleğeni de denilir.

  Birçok fesleğeni kokusuyla birbirinden ayıran, oluşumunda yardımcı diğer kimyasal maddeler ve her bir fesleğen türüne özgü olan içeriği :

·        cinnamate (tarçınla aynıdır)

·        citronellol (citronella, sardunyalar ve güller)

·        geraniol (sardunyadaki gibi)

·        linalool (bir çiçek kokusu aynı zamanda kişnişteki koku)

·        methyl chavicol (tarhunun verdiği koku)

·        myrcene (defne ağacı, myrcia)

·        pinene ( adı üstünde, kimyasal olarak çam yağının verdiği koku)

·        ocimene

·        ocimene

·        terpineol

 

sağlık sorunları bakımından

fesleğen, rezene ve tarhun gibi, diğer aromatik bitkilere benzer. İçerdiği Estragole’nin fare ve sıçanlarda kanserojen ve teratogen olarak etkileri biliniyor. Şimdilerde insanlar üzerindeki etkileri, kemirgenler üzerinde 100 - 1000 arasında deney yapılarak, normal olan ve  beklenen sonuç alındı. fesleğenin, kanser riskini azalttığı keşfedildi.

 

Fesleğen, ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Ocimum cinsini oluşturan tek yıllık ve genellikle ılıman bölgelerde yetişen bir bitki türleri.

Yemeklerde kullanılmak üzere tarımı yapılan fesleğenin kökeni Asya'nın dönenceler arasında kalan bölgelerine dayansa da, günümüzde yeryüzünün öteki ılıman bölgelerine de yayılmıştır.

Yetişkin fesleğenlerin boyları genellikle 20 ile 60 cm arasında değişir. Renkleri açık yeşilden koyu yeşile kadar değişen yaprakları yumuşak olup, bir ile beş cm arasında uzunlukta ve bir ile üç cm arasında genişlikte olurlar. Soğuğa karşı çok duyarlı olan fesleğen bitkisi, en çok sıcak, kuru ortamları sever.

Fesleğenin yemeklerde kullanımı

Kurutulmuş fesleğen

Hem taze, hem de kurutularak kullanılan fesleğen, pişirilerek ya da çiğ yenilen yemeklerde yaygın olarak kullanılır. Kendisi pişirildiğinde tadını çabuk yitirdiği için, genellikle yemeklere son anda katılır.

Türk yemeklerinde yaygın olarak kullanılan fesleğen, öteki Akdeniz ülkelerinin ve kökeninin dayandığı güney, güneydoğu Asya ülkelerinin (özellikle de Tayland) yemeklerinde de önemli yer tutar.

 

Uyarı: Fesleğenin bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur, ama bitkinin eterli yağı içten kullanılmaz.




Şifanın bilinçli adresi:   www.herbalistatabay.com

Lahananın Faydaları

B, C ve E vitaminleri ile potasyum, kalsiyum, kükürt, demir, bakır ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin bir besin olan lahana, kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyen kimyasal bir madde içerir. Beyaz, kırmızı ve kara lahana gibi türleri vardır.

Lahananın Faydaları: Vücut direncini arttırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Mikrop öldürücüdür. Başta meme, rahim ve bağırsak kanseri olmak üzere, kansere karşı çok iyi bir koruyucudur. Kansızlık çekenlere ve astımlılara faydalıdır. Öksürüğü keser, balgamı azaltır.

Cinsel gücü ve isteği arttırır. İştah açıcıdır. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir.

Romatizma ve siyatik şikâyetlerini azaltır

Çiğ lahana ve lahana suyu başta mide ve bağırsak ülseri olmak üzere ülsere karşı koruyucu ve iyileştirmeye yardımcıdır.

Kandaki şeker oranını azaltır. Ses kısıklığını ve göğüs ucundaki çatlakları giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıklarında faydalıdır.

Lahana Nasıl Kullanılır: Lahana genellikle yemeklerde kullanılmasının yanında çiğ olarak ve turşusu yapılarak da tüketilebilir. Ayrıca, sıkılıp lahana suyu çıkarılabilir. Lahana haşlamasının suyu nezle ve öksürüğe iyi gelir. Lahana tohumları kurt düşürücüdür. Yumurta akı ile karıştırılıp merhem haline getirildikten sonra yanıklara sürülürse faydası görülür. Lahana suyu cilde canlılık verir, sivilceli ciltlere de faydalıdır.

Gözleriniz ne kadar önemli

Halk arasında göz tansiyonu adıyla da bilinen glokom, göz içi basıncının yüksek seyretmesi ve göz sinirlerinin zayıflaması sonucu, tedavi edilmezse körlüğe (görme kaybına) neden olabilen bir göz hastalığı.

Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı ve Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, “Görme siniri hasarı ve glokomun yol açabileceği körlükten, erken tanı ve tedavi ile korunmak mümkün" dedi.

Prof. Dr. Tamçelik 6 Mart Dünya Glokom Günü nedeniyle yaptığı açıklamada özetle şunları söyledi:

“Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı çok önemlidir. Glokom yıllar içinde yavaş yavaş ilerleyen sinsi bir hastalıktır.

Bu yüzden çoğu kişi ancak iş işten geçtikten sonra farkına varabiliyor. Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de saptanmayan ve risk altında bulunan çok sayıda glokom hastası olduğunu düşünüyoruz. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, Türk toplumu tarafından hastalık yeterince bilinmiyor.

Hastalar bir şeyler hissetmeye başladıklarında, tedavi için çok geç kalınmış oluyor. Göz tansiyonunun kötü sonuçları ancak erken tanı, doğru ve düzenli tedavi ile engellenebilir. 40 yaşından sonra herkesin yılda bir kez gözlerini glokom açısından muayene ettirmesi ve 40–45 yaş üzerinde risk altında olan kişilerin düzenli ve daha sık aralıklarla doktor kontrolüne gitmesi gerekmektedir. Glokom hastalarının ise hastalıklarını ciddiye almaları ve tedavilerini kararlılıkla sürdürmeleri şarttır.”

Prof. Dr. Tamçelik, göz tansiyonu normalden yüksek olanların, ailelerinde ve yakın akrabalarında glokom bulunanların, yüksek miyop veya hipermetrop kusuru olanların, göz yaralanması geçirenlerin, kortizonlu ilaç kullananların, şeker ve migren hastalarının da glokom bakımından risk altında olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, bu kişilerin, uzman bir doktor tarafından glokom tedavisinin yapılmasının ve düzenli takip edilmesinin gerektiğini vurguladı.

Greyfurt ve Greyfurtun Faydaları

Greyfurt portakaldan daha büyük tadı ekşi ve biraz da acımsı bir meyvedir.
Bol miktarda C vitaminin yanında A, B, P vitaminleride içerir. Kabuklarından mermelat yapılır, kanamaları önler. Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren Greyfurt, kanserin ilerlemesini de durdurur.

Greyfurt Soğuk algınlığına iyi gelir, karaciğeri çalıştırır, hazmı kolaylaştırır ve iştah açar. Tansiyonu, kolesterolü ve şekeri düşürür.

Sabah aç karna yenildiğinde karın yağlarını eritir. Sabah kahvaltısında içilecek bir bardak Greyfurt suyu, bol idrar söktürür. Bedene ve zihne kuvvet verir. Sıkılarak içilen greyfurt suyu, taze ve sade olarak içilmeli, içerisine şeker katılmamalıdır.

Peeling yaptırmanın tam zamanı

Ciltteki akne izlerinin, yaşa bağlı ince çizgiler ile lekelerin azaltılması ve daha canlı bir görünüm elde edilmesi amacıyla yapılan peelingin (cilt soyma), ciltte kalıcı lekelere, tahrişe ve alerjiye neden olmaması için kış aylarında yapılmasının uygun olduğu belirtildi.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Anadolu, “cilt soyma”nın, derinin yapısını düzelten, değiştiren, canlandıran, gençleştiren, gözenekleri tıkanmış deriyi canlandırarak sağlıklı hale getiren bir işlem olduğunu söyledi.

Cilt soyma işleminin, kimyasal peeling (yüzeysel-orta derin), mekanik peeling (yüzeysel-orta-derin) lazer peeling (orta -derin) ve plasma peeling (geç yüzeysel-orta derin) şeklinde yapıldığını anlatan Anadolu, “Bu yöntemlerle, derinin yüzeysel olarak soyulması ya da derinin en üst tabakasındaki hücrelerin soyulmaya yönlendirilmesi sağlanmaktadır” dedi.

Anadolu, cilt soyma işlemleriyle güneş ışınları ve yaşlanma gibi faktörlerin deride oluşturduğu kırışıkların, güneşe ve yaşa bağlı lekelerin, kanser eğilimi potansiyeli taşıyan yüzeysel kızarıklıkların, koyu lekelerin, melazma denilen hormonal veya gebelik lekelerinin azaltılabildiğini kaydetti.

Düzenli olarak yapılan yüzeysel ve hafif peeling işleminin, akne tedavisini desteklediğini, akne izlerinin oluşmasını ve derinleşmesini engellediğini belirten Anadolu, uygulamanın derin izlerden ziyade küçük ve yüzeysel izlerde etkili olabileceğine dikkati çekti.

“İŞLEM SONRASINDA CİLT GÜNEŞTEN KORUNMALI”

Anadolu, işleminin hastanın cilt yapısına uygun asit solüsyonu seçilerek yapıldığını ifade ederek, “Deri, yağlarından arındırıldıktan sonra tedavi bölgesine uygulama yapılır. İşlem sırasında 5-10 dakika kadar hafif yanma ve batma hissi, kızarıklık görülebilir. Sonrasında, güneşten korunmak koşulu ile normal günlük yaşama dönülebilir” diye konuştu.

Uygulamanın ardından ciltte bir reaksiyon olmaması için cildin mutlaka güneşten korunması gerektiğini vurgulayan Anadolu, “İşlem sırasında ve sonrasında, kesinlikle güneşten uzak durulmalı ve solaryuma girilmemeli. Hafif peelingde birkaç hafta, orta ve derin peelingde ise birkaç aydan bir yıla kadar değişebilen sürede güneşten korunmalı” dedi.

Anadolu, cilt soymanın güneş ışınlarının etkisinin daha az olduğu kış aylarında yapılmasının uygun olduğu belirterek, “Kış ayları, güneşten korunmak daha kolay olacağı için peeling için en uygun mevsimdir. Çünkü, soyma işlemleri kimyasal, mekanik ya da lazerle olsun, deride mutlak tahriş meydana getirecektir. Bu işlemlerin sonrasında da bölgenin güneş görmesi lekelenmelere yol açacaktır” uyarısında bulundu.

“MUTLAKA UZMAN HEKİM TARAFINDAN YAPILMALI”

Cilde yönelik yapılacak işlemlerin mutlaka alanında uzman olan bir hekim tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Anadolu, “Ancak dermatoloji uzmanı, doğru yönlendirme, tanı ve tedaviyi yapabilir” dedi.

Anadolu, ciltle ilgili her türlü problemin hekime sorulması gerektiğini, hastalık dışında cilt bakımına ilişkin yöntemler hakkında da dermatoloji uzmanının bilgisinden yararlanılmasının uygun olduğunu kaydetti.

10 Kestane Kaç Dilim Ekmeğe Eşit

Şişmanlama korkusu sebebiyle hemen kestiğimiz tatlılar, kek, bisküviler, meşrubatlar, çikolatalar basit karbonhidrat içerir. Baklagiller, ekmek, tahıllar, bazı meyveler ve sebzeler de kompleks karbonhidrat içerir. Kompleks karbonhidratlar rafine edilmediğinden daha sağlıklıdırlar. Yağ oranı düşük karbonhidratlarla beslenmek diyabete ve kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor. Bu nedenle glisemik indeks kavramı daha çok önem kazanıyor. Glisemik indeksi yüksek gıdalar kan şekerini hızla yükseltirler. Dolayısıyla çabuk acıkmaya, enerji düşüklüğüne ve yağlanmaya neden olurlar. Yüksek glisemik indeksli gıdalar beyaz ekmek, pirinç, tatlı kekler ve pastalardır. Düşük olanlar ise sebzeler, meyvelerin çoğu ve tam tahıllı gıdalardır. Kuru yemişlerde düşük indekse sahiptir.

Karbonhidratlı gıdalarla ilgili gerçekler

* Karbonhidratlar beynin enerji kaynağıdır.
* Mutluluk hormono seratonini artırır.
* Protein ve yağlar karbonhidratların eminimini yavaşlatır.
* 10 kestane 5 dilim ekmeğe eşit.
* Kepek, tahıllı, çavdarlı gibi ekmeklerin bir dilimindeki kalori ile beyaz ekmeğin bir dilimlik kalorisi aynı. Sadece esmer ekmeklerim glisemik indeksi ve yükleri daha fazla.
* Bulgur pilavı ve makarna insanı pirinç pilavına göre daha tok tutuyor ve daha sağlıklı.
* Kuru meyvelerde taze meyvelere göre daha fazla şeker içerir.
* Spagetti makarna kelebek makarnaya göre daha düşük glisemik indeks içerir.
* Haşlanmış patates soğutulunca glisemik indeksi düşer.
* Meyve suları meyvelere göre daha az lif içerir.
* Bir bardak portakal suyu üç dilim ekmekle aynı kaloriye sahiptir.

Elma sirkesi güzellik iksiri

Elma sirkesinin ciltteki lekelerden sağlıksız saçlara kadar bir çok derde deva olduğunu biliyor musunuz?

Elma sirkesi özellikle pırıl pırıl saçlara, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmada çok önemli katkılar sağlıyor.

Elma sirkesiyle cilt güzellik seansını herkes evinde kolayca uygulayabilir. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesinin cilt güzelliği için doğurduğu 'inanılmaz' sonuçlar ise söyle sıralanıyor:

Kepeksiz saçlar: Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.

Akne tedavisi: Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.

Ciltteki lekelere: Dörtte bir litre suya, üç çorba kasığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yâri yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.

Varisli damarlara: Bir bezi elma sirkesine batırıp sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-aksam tekrarladığınız da varislerde azalma olduğunu göreceksiniz.

Zayıflamak için: Bir bardak suya bir-iki kahve kasığı elma sirkesi ve bir kahve kasığı bal ekleyip, karıştırın. Bu karışım uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar .

Pazının Faydaları

Pazı: Ispanağa benzeyen sindirimi kolay, bol vitaminli, besleyici bir bitki olan pazıda, A, C ve K vitaminleri bol miktarda bulunur. Ayrıca, E vitamini ile demir, magnezyum ve kalsiyum minerallerini içerir.

Faydaları :

# İdrar söktürür.
# İdrayollarında hissedilen yanmayı giderir.
# Haşlanmış yaprakların suyu kabızlığı giderir.
# Yaprakları yanık, apse, şişlikler ve basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.

Pazı Nasıl Kullanılır: Pazının kökleri, sapları ve yaprakları pazı yemeği, dolması ve salatası yapılarak kullanılır. Ayrıca, tedavi amacıyla haşlaması yapılıp deri hastalıkları, yanık, şişlik ve basur memelerinin üzerine konursa faydası görülür. Balla karıştırılarak saç çıkmayan deriye sürülürse faydalı olur.

Aşırı fruktoz tüketimi zarar veriyor

Meyvelerin içinde doğal olarak bulunan ve meyve şekeri olarak bilinen fruktoz, son 30 yılda gıda sanayiinin en çok kullandığı tatlandırıcı haline geldi.

Doğal yiyeceklerle alımı yararlı olan bu şeker türünün gıda sanayiindeki kullanımı arttıkça, doğal olmayan yollardan fazla tüketiminin zararları tıp dünyasının dikkatini çekmiştir.

Mısırdan elde edilen fruktozdan zengin mısır şurubu (high fructose corn syrup), başta alkolsüz içecekler (meyve suları, asitli içecekler, sodalar vb.) olmak üzere bütün hazır gıdalarda (kek, bisküvi, çikolata, şekerleme, tüm jöle ve benzeri ürünler, hazır ekmekler vb.) yaygın olarak kullanılmaktadır. Ucuz olmasının yanında, karaciğerde diğer şekerlerden farklı işlenmesi gıda üreticilerine ek bazı yararlar getirmektedir. Tüm bu yararlar tüketiciye ise zarar olarak yansımaktadır.

Fruktoz, diğer şekerler gibi doyma hissi oluşturmaz ve fruktozdan zengin tatlı yiyecekler daha çok tüketilebilir. Yemeklerden sonra ortaya çıkan ve doyma hissi sağlayan en önemli iki unsur, kan glukoz ve kan insulin düzeylerinin yükselmesidir. Vücut hücrelerinin temel enerji kaynağı olan kan şekeri (glikoz) düzeylerinin yemeklerden sonra yükselmesi, ardından kan insülin düzeylerinin yükselmesine neden olur ve kan şekeri hücrelerin içine girer.

Bu mekanizma insanda doyma hissine neden olur ve daha fazla yemek yenmesini engeller. Fruktoz, doyma hissine katkı sağlamamasına rağmen kan şekeri glukoz ile aynı enerji (kalori) yüküne sahiptir. Bu nedenle gıdalarla tüketilen glukoz miktarı azaldıkça ve bununla birlikte fruktoz miktarı arttıkça, bireyde daha geç doyma hissi oluşur ve daha çok yer. Fast-food olarak ifade edilen tüketim kültürünün en önemli unsurlarından bir tanesi budur. Bu nedenle farketmeden tükettiğimiz yüksek fruktoz, şişmanlık ve şişmanlıkla ilgili hastalıkların ortaya çıkmasında yeni bir sağlık tehdidi olarak kabul edilmektedir.

Tüketicilerin, masum gibi gözüken bu yeni ancak gizli tehdidin farkında olmaları ve özellikle çocukları bu tür ürünlerden uzak tutmaları, şeker, kalp ve damar, şişmanlık ve yüksek tansiyon gibi uzun süreli ve tedavisi zor hastalıkların önlenmesinde alabilecekleri önemli bir tedbir olarak görülmektedir.

Bazı ülkeler, bu tür ürünlerin okul kantinlerinde satılmasına önemli kısıtlamalar getirmiştir. Ülkemizde bu tür bir yasal düzenleme henüz olmamakla beraber, Sağlık Bakanlığı konu üzerinde halen çalışmalarını sürdürmektedir.

Çekirdekli kırmızı üzüm ekstresi her derde deva

Güçlü bir antioksidan ve hücre yenileyici olan çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin, kanser, cilt, anemi ve epilepsi hastalıklarına da iyi geldiği bildirildi.

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bölümü ve Mersin Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nde yapılan analizler sonucu çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin demir, magnezyum, çinko, potasyum, kalsiyum, stronsiyum gibi elementler bakımından çok zengin olduğu ortaya çıktı.

Bunun üzerine işletmesinde 4 ton üzümü işleyip pastörize ettikten sonra, üzüm suyu olarak stoklayan ve satış için marketlere veren New King firmasının sahibi Hasan Tepgeç şimdi de çekirdekli kırmızı üzüm ekstresini üretmeye başladı. Tepgeç, demir, magnezyum, potasyum, kalsiyum ve stronsiyum gibi elementler bakımından oldukça zengin olan çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin başta kanser olmak üzere cilt, anemi ve epilepsi hastalıklarına iyi geldiğini söyledi.
Adana'da ürettikleri çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin çok güçlü bir antioksidan ve hücre yenileyici olduğunu, bölgede bir çok hastayı ayağa kaldırdığını ifade eden Tepgeç, "Ancak sağlık saçan bu ürünü yeterli finans bulamadığımız için fazla üretemiyoruz. Bizi destekleyen birileri olursa, bu mucizevi üründen herkesin faydalanmasını sağlayabileceğiz " dedi.

Bu arada, Adana'da 3 yıl önce lenfoma hastalığına yakalanan 18 yaşındaki Zeliha Öztekin'in ailesi, fuarda tanıştıkları Hasan Tepgeç'ten çekirdekli kırmızı üzüm ekstresini aldıklarını ve kemoterapi gören kızının kısa sürede ayağa kalktığını ifade etti. Baba Gani Öztekin, "Zeliha, kemoterapi görürken halsizleşiyordu, hemen eve gidiyordu. Ama çekirdekli kırmızı üzüm ekstresini kullandıktan sonra kemoterapi görüp, annesiyle alışverişe çıkıyordu. Psikologu bile Zeliha'daki farklılıkları anlıyordu. Ekstreyi kullanınca kan değerleri de yükseldi ve kızımız hastalığı atlattı. Çekirdekli kırmızı üzüm ekstresinin kızımı iyileştirmede büyük rolü olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

Bu sitedeki bilgiler tavsiye niteliğinde olup tedavi amaçlı değildir. Uygulamaların sorumluluğu site sahibine ait değildir. Sağlık sorunlarınız için mutlaka bir hekime danışınız.Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız.Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.
iletişim : Erdemir36@Gmail.Com

Bu Sitede Cilt Bakımı,Şifalı Bitkiler,Sağlık,Ender Saraç,Zayıflama,Ahmet Maranki,Cil Bakımı,Maskeler,Saç Bakımı,Güzellik Gibi Konuları Bulabilirsiniz. Sitemizdeki İçerikler Sanal Alemde Olan Kaynaklardan Alınmıştır. Silmemi İstediğiniz Kendinize Ait Olan Kaynak varsa Bana Bildirebilirsiniz